Doğal Kaynak Su Firmaları



Yazarla İletişim Kur

İletişim Bilgileri
Ben Alpnur


Kategoriler
Su haberleri
ANA SAYFA
Damacana Su hakkında
Su ve sağlık
SU MAKALELERİ

Son Yazılar
Su Sebilleri
[13/05 08:29PM]

İSTANBUL'DA SUYUN TARİHÇESİ
[09/04 07:44PM]

Osmanlı Öncesi İstanbul'da Su Tesisleri
[09/04 07:39PM]

Su bilgi araştırma
[29/02 08:01PM]

Sudaki mineraller
[18/02 08:38PM]

Anadolu yakası ilçeler
[14/02 03:09PM]

Sakarya Türküsü
[14/02 03:08PM]

İlan sayfası
[04/02 04:40PM]

Su
[16/01 06:44PM]

Damacana su Bayileri
[14/01 07:53PM]

Suyun hayatımızdaki yeri ve önemi
[13/01 05:15PM]

Su atasözleri ve deyimleri
[05/01 08:42PM]

Bir Bardak Suyun 46 Faydası
[05/01 05:50PM]

Doğal kaynak damacana suyunun dolum aşaması
[01/01 09:03PM]

2007 Türkiyede damacana Su pazarı
[30/12 01:59PM]

Kaynak suları hakkında bilgilendirme
[29/12 03:53PM]

Bu listeye bakmadan su almayın!
[28/12 02:41PM]

Türk icadı Zemzem united
[26/12 04:26PM]

SU BAYİLERİ
[25/12 09:19PM]

Damacana ve ilgili aletlerin tanıtımı
[14/12 06:46PM]


Fotoğraf Albümleri SU SEBİLLERİ
Gül Bahçesi
Su resimleri


Dosyalarım
Su pompası
Site haritası

Linklerim
Siteler

Kitaplarım
KİTAP

Müziklerim
Müzikler







BLOG
[16/01 06:44PM]
Su

Su

 tıkla  pansiyonlar

 

 

Su

Çeliğe su verince kuvvetlenir. Tohuma, çiçeğe su verince filizlenir, dallanıp budaklanır. Çölde kalmış bir yolcuya su verirseniz, hayat vermiş olursunuz. Kıraç topraklar, çöllenen yer, suya hasrettir. Yanan gönüller, çorak sineler, kuru gözler, kuruyan ruhlar, gökyüzünden bir meltem gibi yumuşak ve sessiz sessiz akacak rahmeti beklerler. Doğudan, ortadoğudan bir ses gelir kulağımıza, vâveylâ gibi: "Her gün Aşura; Her yer Kerbelâ!" Sahi, "biz de müslümanız" diyenler değil miydi Hz. Hüseyin'i Kerbelâ çölünde günlerce susuz bırakanlar?

Dünya denizinin üzerinde yüzmesi gerekirken gemimiz suyu içine/gönlüne aldı. Bu hırs sonucu, üstünde yüzecek temiz sudan da mahrum kaldı. Artık karaya oturan gemimiz, S.O.S. sinyalleri saldı.

"Ağlayın, su yükselsin! Belki kurtulur gemi;
Anne, seccâden gelsin, bize duâ et, e mi?"

Su, insanoğlu ve diğer canlılar için ne büyük lütuf. Şırıl şırıl sesi, çevresini yeşillendirip serinletmesi, tozu toprağı yatıştırıp her türlü kiri, pisliği temizlemesi, kuruyan dudakları ıslatıp içene can katması, çatlayan toprağı doyurup pörsüyen bitkilere hayat vermesi, bu lütuf zincirinin halkaları. Su, adına kasideler yazılan nimettir: Âlemlere rahmet olarak gönderilen zatla (21/Enbiyâ, 107), rahmet olarak inzal olan yağmurun (7/A'râf, 57) arasında güzel bir bağ kuran, Peygamber sevgisini su sevgisiyle simgeleştiren na'tların en güzellerinden biri Fuzuli'nin "Su Kasidesi"dir. Su, Yüce Beyan'da cennetin güzellikleri arasında sık sık yer alan hediyedir: "İman edip salih amel işleyenlere, altından (içinden) ırmaklar akan cennetler olduğunu müjdele!" (2/Bakara, 25) Su, Nebi'nin (s.a.s.) parmağında bereketlenip çeşme gibi akan mucize...

Kur'an, semâdan inzâl edildiği gibi; yağmur da yine semâdan (yukarıdan, üstten) inzâl edilmiş/indirilmiştir. Her ikisi de rahmettir. Bir çiçeğin, bir gülün semâdan inen rahmete/yağmura ihtiyacı vardır; yoksa bir ot yığını, bir diken parçası olur, ölür gider. Bir insanın da semâdan inen rahmete/Kur'an'a ihtiyacı vardır; yoksa canlı cenazeye, elbiseli oduna benzer, ruhen ölür gider. Su, hayat kaynağı olabilir; Kur'an ise âb-ı hayattır/ölümsüzlük suyu. Kur'an nağmelerinin ruhu coşturması gibi, su sesi de insana huzur verir; İkisi de Allah'ın kitabıdır çünkü. Birini içmeye başlarken "Elhamdü lillâh..." deriz; diğerini içtikten sonra. Kur'an çeşmesi cehennemimizin ateşini söndürecektir; Suyun ateşi söndürdüğü gibi.

Aslında biri yanıcı, biri yakıcı olan iki elementin birleşmesinden, ateşi söndüren bir sıvı yaratması; zıtları birleştiren, acıya tad, çileye zevk katan bir Zat'ın muhteşem sanatının ayrı bir görüntüsüdür. Bilindiği gibi hidrojen yanıcı bir gaz; oksijen ise yakıcı. Ama su; gaz da değildir; Hidrojenin zehirli bir gaz ve öldürücü bomba olduğu, ağırlıklı oranda ondan meydana gelmiş suyun ise tatlı ve ihya eden olması gibi.

Hangi insan, evinin bahçesinde bir çağlayan olmasını istemez; ya da güzel bir nehir kenarında köşk? Öyleyse iman ve salih amellere sarılsın suyun o güzel görüntüsü ve şırıltısı Cennette onu bekliyor. Tabii, bir de kevser; Rasül'ün sunduğu rahmet çeşmelerinden dünyada içenler için. Tabii insan özgür: Zakkum, irin ve kaynar suyu da tercih edebilir; dünyada onca temiz içecekleri bırakıp alkolü tercih ettiği gibi. Zemzem: İsmail'in hâtırası. Can suyunu, kanını sevdiğine seve seve vermeye hazır olana En Sevilen' in cevabıdır/ikramıdır o mübarek su. Ama insan, mecbur değil, şeytanın sunduğu süslü kadeh içindeki zehir, bazılarının tercihidir; özgürlük var, zevklere karışılmaz.

İnsanımızın Selsebil özlemidir sebil. Müslümanlar, Kerbelâ'nın ne demek olduğunu bildiklerinden düşmanlarının bile rahmetten mahrum olmasını istemezler. Eskiden beri müslümanlar, adım başına çeşme yaptırmışlar, soğuk su temin edip adına sebil demişler. Sebil, sebilullah'ın kısaltılmışıdır; rahmeti kısa yoldan elde etmek için, kestirmeden rahmet sunmaktır bu. Frengistan'da ve oralara özenen yerlerde göremezsiniz sebilleri. Oralarda her şey paraya endekslenmiştir. Ve artık, su bile "sudan ucuz" ,"su gibi ucuz" değildir. Onlar, sudan para kazanıp sudan konularla uğraşsın, havadan sudan dem vursun, kasalarını doldurup su gibi para harcama sevdasında olsunlar, musluklarından şarap akan otellerde konaklasınlar. Ve müslümanları bir kaşık suda boğmak istesinler. Unutmayalım, imtihan çeşmesi olmaz bir; "Oluklar çift; birinden nur akar, birinden kir."

"İbrik ü leğen mâden-i vâhidden iken,
Birinde su pâk, birisinde nâ-pâk."

Su Tûfandır aynı zamanda; Firavunları ve destekçilerini de boğandır. Gökten sadece rahmet yağmaz; gazab yağdığı da olur. Rahmet, özdeki zehiri artıran işlev de görür. Yağmur, kirazın tadını arttırır, ama Ebucehil karpuzu, bundan yararlanmasını bilmediğinden, ancak acılığı çoğalacaktır. Kur'an'ın mü'minlere şifa ve rahmet yağdırırken; zalimlerin hüsran / ziyanlarını arttırdığı (17/İsrâ, 82) gibi. Sen de rahmet ol; ince ince ve latifce yağ gül tomurcuklarına, güldür yüzünü güllerin. Ama gülle olmasını da bil, suya düşman olanlara. Sun rahmeti, rahmet ol, yağ insanların başlarına; tufan ol, sertleşip dolu olarak in, rahmete sövenlere, bakma timsah gözyaşlarına. Binecek başka gemileri olmadığı halde, gözönündeki Nuh'un gemisini reddeden için kaçınılmaz sondur tufanla helâk. Musa'nın Rabbine ve mesajına kör ve sağır olanlar için su, ne hayat kaynağı ne de dosttur. Onlar, suya akseden kendi canavar görüntülerinin pençelerinde kıvranacaktır. Saydamdır su, aynadır; bakan göze göre değişir rengi. Yeşil gözle bakan yeşili, kızıl gözle bakan kızılı görecektir. Firavunlar Kızıldenizde boğulurken, Musalar yemyeşil ova gibi sıratta, sırat-ı müstakimde yol almıştır, yol alacaktır.

Bazıları hayat boyu suyu arar; bilmez ki, "vermez suyu, ipsize kuyu". Bazıları da serabı su zanneder; Zehiri şerbet sananlar gibi. "Su gibi aziz olmak" için izzeti doğru yerde aramak gerekir. "Suya sabuna dokunmadan" temizlenmek, tertemiz insan olmak mümkün değil; bazı bedelleri, zorlukları olsa da rahmet deryasından yararlanmak için "derine dalmak" , fincancı katırlarını ürkütmek, su kenarındaki kurbağaları bağırtmak pahasına da olsa suya sabuna dokunmak, başkalarına da suyu sabunu ulaştırmak gerekir. Öyle demiş şair: "Âb-ı pâke ne zarar, vakvaka-i kurbağadan?" Ne? "su uyur, düşman uyumaz" mı? Uyanık suları, uyandıran, akıp coşan ve çağlayan suları çok gördük; düşman da uyumaktan çok uyutma sevdasında. Dinle bak, yağmur/rahmet sesi, seni uyandırmak için gökten sana ulaşıyor. Unutma, su götürmez bir hakikat şu ki, zaman su gibi akıp gitmekte.

Bu fırtınalı kış günlerini cennet gibi bir bahara çevirecek, susuzluktan kuruyan dilimize, kavrulan gönlümüze yeniden hayat verecek suya kavuşmak için hayat kaynağını, rahmeti uzaklarda aramaya gerek yok; işte yakınımızda, evin duvarında. Gerçekten Şirin'imize, şirin bir şeye/birr'e kavuşmak için dağları delip, ardındaki suyu insanlara sunmamız gerek: "Vur kazmayı Ferhat! Çoğu gitti, azı kaldı."

Kaynaklar

1- Nuri Sağıroğlu, Sızıntı c. 9, s. 451-452
2- Harun Avcı, Sızıntı, c. 12, sayfa 320
3- Mehmet Buharalı, Sızıntı, c. 12, s. 323
4- Hekimoğlu İsmail, H. Hüseyin Korkmaz, İlimler ve Yorumlar, s. 279-280
5- Kenan Çığman, Kaza Kader, s. 222
6- Servet Engin, Muhteşem Sanatkâr, s. 41
7- Hekimoğlu İsmail, H. Hüseyin Korkmaz, a.g.e., s. 28
8- Salih Aksu, Yeraltı Suları, Sızıntı, sayı 161
9- M. Reşid, Şifa Çeşmeleri, Sızıntı, sayı 58
10- Hekimoğlu İsmail, H. Hüseyin Korkmaz, a.g.e., s. 24
11- a.g.e. s. 22 ve devamı
12- a.g.e. s. 276
13- Hekimoğlu İsmail, H. Hüseyin Korkmaz, Su ve Tabiat, s. 3 vd.


Takip Linkleri

Takip Linki URL si: http://www.blogkur.com/trackback/6327

Yorum
Su gibi
Su gibisi varmı? çok güzel bir yazıymış teşekkür.
Yazan: Sude | 17/04 08:01PM


su olmasaydı ne olurdu?
Yazan: | 29/04 05:57PM


Yorum Gönder
Ad:


Email:


Başlık:


Yorum: